top of page

HIZLA DEĞİŞEN GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA NASIL BİR JEOLOJİ EĞİTİMİ OLMALI- BİR GÖRÜŞ




Kendi jeoloji eğitimimi aldığım dönemlerle (1972-1978), Avusturya’ da yaptığım doktora öğrenimim sırasında (1978-1983 sonu) daha sonraki meslek hayatım (MTA Genel. Müdürlüğü (1984-1990), Ankara Üniversitesi öğretim üyeliği (1990-2012) ve bir özel şirketteki profesyonel çalışma (2012-2026) dönemimde aradan geçen 54 yılda jeolojide ne gibi değişimlerin olduğu gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp geçti bu yazıyı hazırlarken. Değişimden çok kısa bir kesit çıkarırsam; sırasıyla logaritma defterleri, sürgülü cetveller, facit makinaları ve hesap makinalarına geçiş, mumlu kağıtlara daktilo yazımlarının yapılıp tamburlu isportolu kağıt baskılarına, Fortran 77 de programlar yazıp delikli kartları oluşturarak programın çalışıp çalışmadığına dair heyecanlı bekleyişlerimize, kocaman odalara sığmayan IBM bilgisayarlara gibi pek çok araç ve gereci kullanmıştık. Bu 50 yılı aşkın dönemden hızlı bir geçiş yaparsam günümüzde hızlı işlem yapan bilgisayarlara, 3 boyutlu değerlendirmeler yapabilen programlara, jeolojide dronların kullanımına, mikron boyutunda analiz yapan cihazlara gelindi. Kendi mesleğimizde bu saydıklarım aslında yaşadıklarımızın çok çok az bir kesimi oluşturuyor.

 

Jeolojide teknoloji akıl almaz bir hızla gelişiyor. Jeoloji öğretim ve eğitimi de her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Geçen yıl kendi kendime bugün nasıl bir “Jeoloji Eğitim-Öğretimi” verilmeli diye sordum. Kendimce bir program oluşturdum.

Adı üstünde “Jeoloji=Yerbilimi” demek. Bizler yerküremizi; sahaya çıkıp dolaşarak, gözlem yaparak, harita çizerek, kayaç, mineral ve fosil örnekleri alıp milyonlarca hatta bazen milyarlarca yıl içinde gizledikleri sırlara mikroskobik-makroskobik düzeyde ulaşarak öğrenmeye aç insanlarız. Bu isteği, arzuyu, hevesi ve sevgiyi taşıyor olmak önemlidir. Bu yüzden jeoloji en iyi biçimde Usta -Çırak ilişkisi ile başlar. Çünkü bilen birileri size yol ve yöntem göstermelidir. Ama hedef ustaları da aşıp yeni yeni boyutlara ulaşmak olmalıdır. Jeoloji eğitiminin de bu yüzden konularını iyi bilen usta jeologlarca verilmesi gerekir. Bu üniversitelerde öğretim üyeleri ve ama aynı zamanda profesyonel meslek hayatında usta jeologların görevidir.

 


Üniversitede jeoloji eğitim şu andaki mevcut müfredattan çok farklı olmalıdır. Lisans düzeyinde öğrencilere ilk 2 sene jeolojinin temel dersleri uygulamalı olarak öğretilmelidir. Bu dersler bence Mineraloji-Petrografi, Yapısal Jeoloji, Sedimantoloji-Stratigrafi, Paleontoloji, Hidrojeoloji, Mühendislik Jeolojisi, Harita Alımı ana başlıkları altında bu konular örneğin 2 saat teorik ders anlatımları ve 2 saatte laboratuvar ve doğada uygulamalarının yapılması şeklinde öğretilmelidir. Görerek, dokunarak öğrenmek kalıcı olandır. Öğrenci bu iki senenin ardından hangi alanı sevdiyse kalan 2 senelik öğrenimini aşağıdaki branşlardan birini seçerek o konuda uzmanlaşmalıdır.

  • Temel Jeoloji Bilimleri (Mineraloji-Petrografi-Petroloji, İzotop Jeolojisi, Yapısal Jeoloji, Tektonik, Makro ve Mikro Paleontoloji, Sedimantoloji-Stratigrafi, Uzay Jeolojisi)

  • Maden Yatakları ve Endüstriyel Hammaddeler Bilimleri (Cevher ve gang mineralleri, Analiz Teknikleri, Yatak ve Hammadde tipleri ve özellikleri, Arama teknikleri, Ekonomik jeoloji)

  • Kömür-Petrol-Doğalgaz Bilimleri (Oluşum ortamları ve koşulları, arama teknikleri, Analiz teknikleri)

  • Su Bilimleri (İklim ve Su ilişkileri, Suların kökenleri, Su kimyası)

  • Mühendislik Bilimleri (Kaya ve Zemin Mekaniği, Köprü, Yol ve Tünel gibi uygulamaların detayları, Şev duraylılığı)          

 

Yukarıda yer alan ana başlıklar ve içlerindeki öğretim alanları doğal olarak çeşitlendirilmelidir. Sonbahar, Kış ve İlkbahar aylarında teorik dersler verilirken her yıl öğrenciler seçtikleri bilim dalına ait devlet ve özel şirketlerde pratik çalışmalar ve yazın da her yıl 2şer ay zorunlu pratik yapmalıdır. Yapılan bu pratik çalışmalar öğrenciler tarafından sunulmalı ve tartışılmalıdır.

 


Bana göre Yapay Zeka ile Jeoloji Eğitim ve Öğretimi yapılamaz. Çünkü bilgisayardan gelen bilgiler okunarak Jeolog ya da Jeoloji Mühendisi olunmaz. Yukarıda da belirttiğim gibi yerküreye ait her malzeme görülmeli, dokunulmalı, koklanmalı, çizilmeli ve incelenmelidir yani o malzemelerle fiziksel temas kurulmalıdır.

Burada savunduğum görüşlerime yeni ve tamamlayıcı branşlar ve alanlar ilave olabilir ve bunlar revize edilebilir. Eğer mevcut eğitim sisteminde kalınırsa bugüne kadar olduğu gibi jeolojide her şeyden biraz bilen Pratisyen Jeologlar yetişir.  Oysa biliyoruz ki gerek devlet gerekse özel sektör mezun olan öğrencilerin kendi alanlarında bilgili ve donanımlı olarak çalışma hayatına başlamalarını istemektedir. Doğal olarak bilginin sonu olmadığı gibi öğrenmenin de sonu yoktur. Saydığım sektörlere daha donanımlı meslektaşlarımızın gelmesi ile hem onların istihdam edilmesi hem de çalışmaya başlarlarsa kurumlarının ve kendi gelişimlerinin daha hızlı olması sağlanacaktır.

Burada belirtiğim görüşlerim aslında Jeoloji Öğretim ve Eğitimi konusunda tartışmaların daha başlangıcı olmalı ve başka fikirlerle bu model geliştirilmelidir.


                                                                                                    Doç. Dr. İbrahim Sönmez Sayılı


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


© Copyright

Powered by burakustboga.com

bottom of page